7 Eylül 2013 Cumartesi

Yanlışın da Doğruya yakın olmalı | Erman Kılıç

Galatasaray doğru işler yapıyor. Hem de Türkiye şartlarında olağanüstü işler yapıyor. Yönetim, teknik ekip, taraftarlar... Bu kadar doğru yapanın yanlışı da doğruya yakın yerlerde olmalıyken, Galatasaray'ın yanlışı yanlışın da yanlışına yakın. Erman Kılıç gibi yerli bir yeteneği takıma kazandırıyorsan, en azından 1 sene olmadan yollamak. Ne için? Galatasaray'ın yıllık ücretini beğenmeyen, kapı kapı dolaşıp daha iyi ücret arayan ama bulamayıp kulübüne(!) dönen Aydın Yılmaz için. Erman'dan yararlanamayacağını düşünüp göndermek yanlış olabilirdi. Fakat Aydın gibi kalibresi düşük olan bir oyuncuyu, senede takımına asist ve golleri ile en az 10-15 gol kazandıran Erman'ın yerine koymak yanlışın yanlışı. Galatasaray gibi çok doğru işler yapan bir kulübün yanlışı da doğruya yakın tarafta olmalı. Ferrari LPG hikayesi olur, dikkat.

7 Mayıs 2013 Salı

Drogba Ne Yapar?




Bu sayfada bu sezon için sık sık yazdık. Galatasaray ileride top tutamıyor. Geçen seneki kadroda Necati ve Elmander bunu yapabilirken, bu sezon Umut ve Burak ikilisi "sprinter forvet" olmalarından ötürü, rakip sahada topu tutup, diğer takım arkadaşlarının gelmesine zaman kazandıramıyor ve ataklar istenilen gibi olgunlaşmadan son bulabiliyordu.

Drogba transferi olduğunda tabii ki ismi sahadaki stratejiyi düşünmemizi bir süre engelledi. Zamanla gördük ki ; o "size" ve güçteki bir oyuncunun topa basma ve hem sırtı dönük hem de yüzü dönük oynayabilme özelliğinin olması Galatasaray için aranan özellikti. Aynı zamanda bir önceki cümlede saydığımız özelliklerin üstüne servis yapabilme özelliği de eklenince, asistleri ile Burak'a inanılmaz yardımcı oldu. Sneijder'in de bu ikilinin arkasında olması, o bölgedeki hızlı oyunun sağlanmasına yardımcı oldu. Aynı zamanda Fatih Terim'in göbekte "3'lü" ye dönmesi (Hamit, Melo, Selçuk) takımın daha az pozisyon vermesi kadar Hamit'in sallanan performansını da toparladı. Drogba 3 sene önceki Drogba mı değil mi tartışılır fakat takıma nokta atışı transfer olduğu da bir gerçek.

14 Nisan 2013 Pazar

Sıradan Galatasaray!




Galatasaray bırakın ligimizde dünyada en çok oyun içi alternatifi olan takımlardan. Drogba'ya mı direkt oynarsın Burak'a mı?, Selçuk mu oyun kursun Melo mu? ya da Sneijder? Eboue atağa çıksın ya da hücumcu Riera? Drogba'yı geri çek final pası versin ya da Burak'ı? Hamit mi vursun Selçuk mu? Kanata in ya da göbekten gir? Geniş alan oyna dar alan oyna? Rakip arkasına top at ya da set oyna?

Bunları yapabilecek kadro Galatasaray'daki. Peki bu takım neden bu kadar zorlanıyor? Tek sebebi yavaş oynaması. Galatasaray her ne zaman tempo yapıp, rakibin üstüne gidiyor o zaman yukarıda saydığımız meziyetleri sahaya yansıtıyor. Galatasaray yavaş oynadıkca  rakibin kucağında kalıyor ve sıradan bir "takım" olmaktan çıkamıyor. Yavaş oynadığı zamanlarda belki sıradan takım olmaktan çıkamıyor ama maçı kazandırmasını bilen yıldız oyuncuları da yavaş oyun sınırlandıramıyor. Bu şekilde 3 puanı alıyor. Galatasaray Madrid'i yendiği maçta ilk yarıda sıradan bir takımken, ikinci yarıda tempoyu arttırarak kendi karakterini ortaya çıkarabildi. Belki tur gelmedi ama en azından "geliyordu"ya getirildi maç. Dün Karabük deplasmanında sıradan takım 90 dakika sahadaydı ama Sneijder gibi oyuncuların da her zaman "sıradan" kalması mümkün değil.